Posts Tagged ‘Bu’

Bu köyün ‘kapısı’ herkese açık

Çalışmaları hızla devam eden ve Ankaralıların merakla beklediği “Köy Park Açık Hava Müzesi” projesi hızla ilerliyor. 100 yıl öncesinin köy hayatının yaşatılacağı Köy Park’ın kapısı da projeye yakışır nitelikte.

Köyün girişine dev bir kapı yaptırdıklarını söyleyen Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, çalışmaları yerinde görmek için sık sık park alanını ziyaret ediyor. Köy Park’ın girişine yapılan dev kapının inşaatı hızla devam ediyor

Başkent’in göbeğinde 400 dönüm arazi üzerine kurulan Köy Park, doğal hayattan esintiler sunmaya hazırlanıyor. Ahşap evleri, doğal yaşam alanı, yel ve su değirmeni, köprüleri, hayvanları ve meyve sebze bahçeleriyle daha şimdiden merak konusu haline gelen Köy Park Projesi açılmak için gün sayıyor.

Parkın girişine yapılan büyük köy kapısının inşaatı da hızla devam ediyor. Her eve ayrı bir faaliyet Teknolojik araç ve gereçlerin kullanılmayacağı, at ve öküz arabalarının bulunacağı Köy Park’ta baştan aşağı her şey doğal. Karabük’ten getirilen ahşap evler ve 130 yıllık bir geçmişe sahip köy camisi bunlardan sadece birkaçı. Projenin yılsonuna kadar tamamlanması beklenirken Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, Köy Park’taki gelişmeleri yakından takip ediyor. Başkan Tiryaki, Köy Park’taki yel değirmenini yakından inceleyerek ahşap evlerin konumuyla ilgili yetkililerle fikir alışverişinde bulundu.

Köy Park’taki her eve ayrı bir faaliyet yüklemeyi düşünen Tiryaki, kısa süre önce dikilen ağaçların da Köy Park’a ayrı bir güzellik kattığını belirtti.

Başkan Tiryaki: “Çocuklar köy hayatını öğrenecek”

Veysel Tiryaki: “Anadolu’nun bazı yörelerinde terk edilerek, fırınlarda odun olarak satılan 100 yıllık evleri satın alarak, Köy Park içine yeniden kuruyoruz. Zamanında hiç çivi kullanılmadan birbirine geçme yöntemiyle yapılan köy evleri, sökülerek yine aynı yöntemle Altındağ’a kuruluyor. ” dedi.

Köy Park Projesi’nde yaklaşık 80 ev bulunduğunu ifade eden Başkan Tiryaki, bölgede tarım ve hayvancılık yapılacağının da altını çizdi. Bu projenin Ankara için önemli bir çalışma olduğunun altını çizen Başkan Tiryaki, “Çocuklarımız, buğdayın değirmenlerde nasıl una dönüştürüldüğüne tanıklık edecek. Köy fırınından köy ekmeği alacaklar. Yayık ayranı içecekler. Sütün nasıl üretildiğini, peynirin nasıl yapıldığını, sebzelerin nasıl yetiştiğini burada görecekler.” diye konuştu.

Bu direnişi sisteme karşı vermiştik


28 Şubat Davası müştekisi, doktor Sema Kopuz Yetiş, 28 Şubat ve başörtüsü yasağına karşı mücadelelerini anlatırken, “Biz bu direnişi sisteme karşı vermiştik. Yine bu ülkede, ilk günden direnişi ‘öğrencilerin başlarını açabileceği’ sözde fetvasıyla kıran, ‘furuattır’ diyen malum çevreye karşı da vermişti. Bu yüzden 17-25 Aralık darbe girişimiyle bu ülkeyi tekrar karanlıklara gözlerini kırpmadan atmak isteyen malum çevreler, bu defa baltayı taşa vurmuşlardır. 18 yıl önce direnişi kırdıkları için aldıkları ‘ah’ yüzden bugün bu zelil duruma düşmüşlerdir” dedi.

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Ankara Temsilciliği’nde “28 Şubat’tan 17-25 Aralık’a” başlıklı konferans düzenlendi.

28 Şubat Davası müştekisi, Hayat Vakfı Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyesi, KADEM üyesi ve Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Yetiş, “28 Şubat’ın şahidi olarak” konferansa katıldığını belirtti.  

Her 10 yılda bir darbe veya darbe girişiminin yaşandığı Türkiye’de, her darbeden sonra bireylerin temel hak ve hürriyetlerden yoksun bırakıldığını kaydeden Yetiş, 28 Şubat’ı “Milletin asli unsurlarını yok etmenin adı” olarak niteledi. 28 Şubat’ın da diğer darbeler gibi toplumun birçok kesiminde önemli travmalara neden olduğunu ifade eden Yetiş, “Darbelerle yıkılan gelecektir, umuttur. Milletin özüne dönme serüveni başlamadan bitmişti. Bir nesil cinnetin eşiğine getirilmişti” diye konuştu.

Başörtüsü yasağıyla başlayan mücadelenin yurdun dört bir yanında yankılandığını, 11 Ekim 1998’de Türkiye’nin batısından doğusuna 3 milyon kişinin el ele tutuşarak yasağı protesto ettiğini hatırlatan Yetiş, eylemlere karşı kamusal alanda yasakların gittikçe derinleştiğini, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi öğrencisi olarak kendisinin de aralarında bulunduğu gençlerin eğitimlerini tamamlamanın yollarını araştırmaya başladığını anlattı. Başörtüsü yasağıyla mücadelenin ilk meyvesinin, Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği’nin (AKDER) kurulmasıyla alındığını dile getiren Yetiş, o dönemde yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Eğitimlerimizi tamamlayabilmek için bir gün ayrılık vakti gelip çattı ve bir çok arkadaşımız vatandan ayrılmak zorunda kaldı. Ben evlenmiştim, 7 aylık bir oğlum vardı. Anneydim ve çok önemli bir kararın eşiğindeydim. O aşamada her şey durmuştu benim için. İç dünyamda derin bir sessizlik oluşmuştu. Kucağımda 7 aylık bir bebek, önümde yarım kalmış bir hikaye. Eşimin fedakarlığı bozdu bu sessizliği, benim de eğitimimi tamamlamam gerektiğini söyledi. Bundan sonraki yıllarım iki ülke, üç şehir arasında geçecekti. İstanbul evim ve eşim, Rize evladımı emanet ettiğim şehir, Bakü ise imtihanım olan şehir olmuştu.”

“Türkiye yasaklarla yaşamayı öğrenmemeliydi”

Eğitimini tamamlamasının ardından da yasakların kalkması için çalıştıklarını söyleyen Yetiş, “Türkiye yasaklarla yaşamayı öğrenmemeliydi” dedi. Yurtdışında eğitim için finansman oluşturmaya çalıştıklarını belirten Yetiş, bu süreçte en büyük destekçilerinden birinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu aktardı. Yetiş, “Recep Tayyip Erdoğan ismi bizim için siyasi parti lideri, başbakan, cumhurbaşkanı olmaktan çok öte koskocaman bir yürekti” değerlendirmesini yaptı.

Yetiş, okullarını yurtdışında bitirenlerin Türkiye’de karşılaştıkları denklik sorunlarını da anlatarak, sözlerine şöyle devam etti:

“Bugün başörtüsü diye bir sorun yok. 20’li yaşlarda başlayan hikayemiz, 40’lı yaşlarda mutlu bir sonla yeni bir evreye girdi. Yaşananlar unutulmamalıydı. Biz bu direnişi sisteme karşı vermiştik, bu normaldi. Ama bu direnişi bir çoğumuz ailelerine rağmen vermişti. Yine bu ülkede ilk günden direnişi ‘öğrencilerin başlarını açabileceği’ sözde fetvasıyla kıran, ‘furuattır’ diyen malum çevreye karşı da vermişti. Bu yüzden 17-25 Aralık darbe girişimiyle bu ülkeyi tekrar karanlıklara gözlerini kırpmadan atmak isteyen malum çevreler, bu defa baltayı taşa vurmuşlardır. 18 yıl önce direnişi kırdıkları için aldıkları ‘ah’ yüzden bugün bu zelil duruma düşmüşlerdir.

Sizleri bir de küresel 28 Şubat’a karşı uyarmak istiyorum. Dünyada oluşan ‘İslamofobi’ diye bir gerçek var maalesef. Bunlara karşı çok dikkatli ve uyanık olmak zorundayız. Bizim sorumluluğumuz azalmadı bilakis daha da artmıştır. Biz özgürlüğü seçtik, inandık, iman ettik. Özgürlüğü inancımızın gereği bildik.”

“Özgürlük, insan hakları gibi konularda ortak paydaları yakalamalıyız”

KADEM Ankara Temsilcisi Selva Çam da 28 Şubat’ların, darbe girişimlerinin tekrarlanmaması için önlem alınması gerektiğini belirterek, bunun sadece siyasetçilerin işi olmadığını çok yönlü sivil toplum örgütleri ve geniş katılımlı paydaşların bu kapsamda çalışması gerektiğini ifade etti. “Özgürlük, insan hakları gibi konularda ortak paydaları yakalamalıyız” diyen Çam, 1987’de ODTÜ’ye girdiğinde başörtüsünün kanunen serbest olduğunu ancak 28 Şubat hazırlık sürecinin başladığını ve sıkıntılar yaşadıklarını anlattı. Çam, “Bir yaşında çocuğumla diploma almayı Allah bana nasip etti. Sonraki süreç çok ağır oldu. El ele tutuşmada, şu anda üniversitede olan oğlumla el ele tutuşmuştuk” ifadelerini kullandı.

AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık da konuşmasında, 28 Şubat döneminde büyük sıkıntılar yaşandığını ancak bunların sebebinin biraz da kendilerini olduğunu düşündüğünü söyledi. “Biz çok cesur bir topluluk değiliz. Kızlarımız 90’lı yıllarda çok büyük cesaret gösterdiler” diyen Kıyıklık, Refah Partisi’nin 1991’deki seçimle TBMM’ye girmesiyle ordu, iç ve dış mihrakların düğmeye bastığını, 28 Şubat sürecinin başladığını anlattı.

Kıyıklık, insanları incelemediklerini, birisi bir şey söylediğinde “ne diyor” diye düşünmediklerini ifade ederek, “Vazgeçmeyi de bilemedik. Ölümü göz almıyorsanız zafer gelmiyor. Biz hiçbir şeyimizden vazgeçemedik” dedi.

(AA)

Bu köy denize doğru kayıyor

Köyün girişinde bulunan yazlıklar santim santim denize doğru kayıyor. Belediye, duvarları, balkonları ve istinat duvarları çatlayan 30’a yakın evin sahibine tahliye tebligatı gönderdi. 

instagram beğeni hilesi Plak Alanlar primavera p6 kalkan villa kiralama balayı villası kalkan villa rental muhafazakar villa kalkan villa kiralama turkey rental villa Morocco tours Sohbet bahis forum dansöz kiralama Bayan dansçı kiralama instagram takipci hilesi
Seo
seo firmalari
backlink paketleri Yayın Evi